oysa bilmiyorlar ki;
gittikçe yükselen hallerim,
danteyle oturmak istiyor.
arafta,
cehennemin dibinde,
gökkubenin deliğinde.
ellerini çırpan etten duvarlara aldırış etmeden,
uğultulu kalabalığa kulak tıkayıp,
popomun üzerinden dünyaları geçirmeyi diliyor.
düş mü tüm bunlar gene?
ferleri bir bir söndürmek…
öylesine,
bir yanıp sönen ışıklar gibi.
uzay ötesinden gelip,
mor ve ötesine geçmek,
merdivenin son basamağında,
gelip durmak…
bir adım daha atsam kimseler tutamaz beni,
biliyorum.
bir adım daha atsam karanlıktayım,
hissediyorum.
ve sonunda,
nihaiyat.
yumuyorum gözlerimi yavaşça,
zaten akşam.
korkma yaklaş karanlığa,
orada ben varım,
yalnız değilsin.
çemberimin uçları yok,
görebilen kılavuzlarını almadan gelsin,
kımılsın yanıma.
sorularını, cevaplarını, gözlerini süslemeden gelsin.
yordurtmasın bir yere,
yormasın.
kafamdakileri bozdururken,
‘üstünü tam verecekler mi’diye telaşlandırmasın,
öylesine gelmesin.
eksik alınca, doymayınca;
utandığımı, fazlasını isteyemediğimi, telaşla düğmeleri aradığımı bilsin.
bilsin işte.
bilsin.
L demeden çorum desin yüzüme.
sessizliğimle senfoniler yazsın.
yaratıcı mezbahalar çağında,
yüzündeki o aptal gülümsemeyi genişleterek
benimle kürdan çeksin kasaplara.
aptallığımız yüzümüzden nasıl da belli,
evet biliyorum.
aynaya bakıp gül benimle hadi,
oysa bütün çirkinliğimiz aşikar ayna gibi.
tek bir hamleyle,
kıralım aynaları.
obisidyeni öldürelim.
ıncıklar, cıncığa,
küller küllere.
parçalar,
hepsi yansımamda,
hepsinde yansımalar,
hepsinde biz.
bir değiller
binbir biçimler.
çirkin değiliz artık.
hayal değil işte.
gerçek.
güzeliz
çok güzeliz.
yorgunum şimdi,
kıvrılıcam biraz.
ensemde bir akrep yürüyor,
tüm sakinliğiyle.
elleme bırak yürüsün,
rüyada olmadığımı hatırlatsın.
artık duymuyorum davul seslerini,
çekiçleri,
gök gürültüsünü,
bu yeter bana şimdi.
karanlıktaki gökkuşağı gidecek,
birazdan güneş doğacak.
ışık diyordun al işte.
ışıdı yeryüzü,
kör kuyulara kadar ışıdı,
kara kutulara kadar açıldı.
senin kobalt mavin orada gene bak,
tam kırmızımın yanında..
aydınlık kör beyazı emdi.
çok olduk iki olduğumuz yerde,
yok olduk,
haydi,
bir kalırsak yine varolacağız.
sen de biliyorsun.
burada bütün ışıkları söndü dünyanın,
rüzgarları kesildi.
ama kutup yıldızı kuzeyde gene,
daha net az ışıkta.
kaybolmadım.
bırak uyuyayım şimdi,
dokunma keyfime.
nasılsa hala akşam.
nasılsa takma düşlerim suda hala,
mesudum.